Temel bilgiler
Yurtdışında eğitim : Once you arrive

Tarihte İlham Veren Kadınlar ve Hikayeleri

Tarihte İlham Veren Kadınlar ve Hikayeleri

Sinemadan siyasete, sanattan bilime kadar geçmişten günümüze çok sayıda alanda kadınlar, dünyaya ilham vermiş ve tarihin akışını değiştirmiştir. Öyle ki kadın hakları ve ırksal eşitlik konularında öncü olan bu kadınlar, aynı zamanda bilim, matematik, edebiyat, havacılık, spor çevrelerinde zekaları ve güçlü kişilikleri ile dikkat çekerken mucit, bilim adamı, tasarımcı, sanatçı, lider, kraliçe ya da politikacı olarak dünyayı daha iyiye doğru değiştirip cesurca ve yorulmadan savaşmışlardır. 

 

8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlandığı bugünlerde tarihin en ilham verici kadınlarıyla tanışmak ister misiniz?

 

Marie Curie 

 

‘’Şimdi daha fazlasını anlama zamanı, böylece daha az korkabiliriz’’ diyen, Polonyalı kimyager ve fizikçi olan Marie Curie, muhtemelen tüm zamanların en ünlü bilim adamı dolayısıyla bilim kadınlarından biridir. Zira Marie Curie, 1911’de tarihte Nobel Ödülü kazanan ilk ve iki Nobel  kazanan tek kadın oldu. 1903’te ise ilk Nobel Ödülünü eşi Pierre Curie ve Henri Becquerel’den oluşan bir grupla paylaştı. 1908’de Sorbonne’da eğitim veren ilk kadın profesör ve 1914’te Paris Üniversitesi’nde Radyum Enstitüsünün ilk müdürü oldu. 

 

Polonya’nın Varşova şehrinde doğan Marie Curie, dünyayı değiştirecek inanılmaz bir buluşa imza atacağı ve aşırı dozda radyasyona maruz kalarak kan kanserinden ölümüne dek burada yaşayacağı Fransa’ya gelmiştir. Kendisini bilim dünyası tarihine altın harflerle yazdıracak olan çığır açan keşifi, radyoaktivite adı verilen bir enerji türüdür. Pierre Curie ile birlikte polonyum ve radyum elementlerini bulmuş, bunu bazı hastalıkların tedavisinde radyoterapi adı verilen yeni bir yöntemin geliştirilmesi için kullanmış ve tüm bu çalışmalar bugün hastanelerde hayati öneme sahip olan X-ışınlarının geliştirilmesinde kullanılmıştır. Hangi hastaneye giderseniz gidin, röntgen çektirdiğinizde ilk aklınıza gelecek isim artık Marie Curie olacaktır. 

 

Jane Austen

 

8 Mart’ta kutlanan kadınlar günü, karşımıza dünyaya ilham veren kadınlardan bir diğerini çıkarıyor: İngiliz roman yazarı Jane Austen. 1775’te Hampshire’da doğan yazar, Oxford’da eğitimine devam etmiş ve kısacık ömrüne dünyanın en iyi romanlarından bazılarını sığdırmıştır. Öyle ki, bugün  romanları, neredeyse her 10 yılda bir sinemaya ya da televizyona uyarlanan ender yazarlardan biridir. 41 yaşında ölen Jane Austen’ın romanlarından bazıları şunlardır: Aşk ve Gurur, Mansfield Parkı, Emma, Sağduyu ve Duyarlılık, Northanger Manastırı, İkna, Lady Susan. 

 

Bugün Jane Austen’in hastalanmadan önce 8 yılını geçirdiği Hampshire’daki evi müze olarak ziyaret edilebilirken, yazara ve ailesine ait birçok kişisel eşya ve el yazmalarını bulabilirsiniz. Hayattayken kitaplarını anonim olarak yayınlayan ve bu yüzden kimse tarafından tanınmayan Jane Austen’in romanları, ölümünden 200 yıl sonra bile her gün milyonlarca kitapsever tarafından okunuyor. 

 

Kleopatra 

 

Antik Mısır’ın son Helenistik Kraliçesi olan Kleopatra, yüzlerce kitaba, tiyatro oyununa ve filme konu olmuş tarihe yön veren kadınlar arasındadır. Zira kendisi, döneminin hem türlü entrikaları hem de skandalları ile adından söz ettirirken, 39 yaş gibi kısacık hayatına sadece dillere destan güzelliği değil, kurnazlığı ile de dünya tarihinin en büyük krallıklarından biri olan Mısır’ı yönetmesiyle tanınır. 

 

Önce Julius Caesar, daha sonra da Mark Anthony ile olan aşkları ve intiharına kadar olan sıradışı hayatını, özellikle Elizabeth Taylor’un canlandırdığı Cleopatra filmi, hem Taylor’un kariyerinde hem de Kleopatra’nın yaşamını daha yakından tanımamızda önemli bir yer tutar. Günümüzde ise aslen Helen olan ve Ptolemaios Hanedanlığından gelen Kleopatra, erkekler tarafından yönetilen bir dünyada güç, kararlılık ve güzelliğin simgesi oldu. 

 

Anne Frank

 

Dünya Kadınlar Günü’nde, Nazi Almanyasının simge isimlerinden olan Anne Frank, küçücük yaşamına sevgi, korku ve umut gibi evrensel insan özelliklerinin en güçlü olanlarını sığdırmış ve yazdığı günlükle ölümünden 75 yıl sonra bile bize yansıtmayı başarmıştır. Anne Frank’in Günlüğü, kendisinin 15 yaşlarında ölümünden ve baba Otto Frank’in günlüğü yayınlatma kararı almasından sonra basılmış, günümüze kadar 70 dile çevrilmiş ve bugün dünyanın en çok okunan kitaplarından biri olmuştur. 

 

‘’Her şeye rağmen insanların gerçekten iyi kalpli olduğuna inanıyorum’’ diyen, II. Dünya Savaşı’nın en dürüst, güçlü ve dokunaklı hesaplarından biri olan günlük, Almanya’da yaşayan bir Yahudi ailenin küçük kızları Anne Frank tarafından yazılmıştır. Aile savaş boyunca Anne’in ‘’Arka Ev’’ olarak bahsettiği gizli bir ekte saklanırken Naziler tarafından bulunmalarıyla toplama kamplarına gönderilmiş ve sadece Anne’in babası hayatta kalmıştır.

 

Coco Chanel

 

20. yüzyıla damga vuran ve günümüz moda dünyasına ilham olan Coco Chanel, zamanının cinsiyet normlarına meydan okuyan en yenilikçi moda tasarımcısı olarak tarihe yön veren kadınlar arasında yer almıştır. Çarpıcı fikirleri ve tasarımları ile devrimin çok ötesine geçen Coco, Chanel markası ile modanın yüzünü sonsuza dek değiştiren bir kadın olmuştur. Time dergisinin Yüzyılın En Önemli 100 Kişisi listesinde adı geçen tek modacı olan Coco Chanel, erkekler tarafından yönetilen bir dünyada şapka dükkanından milyarlarca değeri olan Chanel markasını yaratmayı başarmıştır. 

 

‘’En cesur hareket, hala kendiniz için düşünmektir. Yüksek sesle’’ diyen, yetimhanede büyüyen ve kabare şarkıcılığı yapan Coco, haklı olarak bugün dünyaya ilham veren kadınlar arasında kendine yer bulmuştur. Kadınlar için ilk pantolonu diken ve tanıtan, bugün dünyanın en ünlü parfümü olan Chanel No 5’i piyasaya süren, LBD olarak bilinen sembolik küçük siyah elbiseyi ilk tasarlayan, kadınlara rahat ve pratik olacakları ceketlerden, kısa eteklerden, süveter kazaklardan, pantolonlardan, düz topuklardan oluşan kıyafetler tasarlayan ilk kişiydi. 

 

Frida Kahlo

 

‘’Uçmak için kanatlarım varken, neden yürümek için ayaklara ihtiyacım olsun ki’’ diyen Frida’yı anlamaya çalışmak bir miktarda olsa onun acısını anlamaktır. Meksika’da 1907 yılında doğan Frida Kahlo, 47 yıllık kısa ömrüne dünya tarihinde izi silinmeyecek bir yer bırakmış ve hala onu sadece resim sanatının en önde gelen ismi değil, yaşamı ve güçlü kişiliğiyle dünyaya meydan okuyan bir kadın karakter olarak tanımlıyoruz. Frida, demek başkaldırıştır. 

 

Çocukluğunda geçirdiği çocuk felci nedeniyle bir bacağı engelli kalan Frida, bununla baş etmeyi öğrenirken 18 yaşında, onu sonsuz acılarla yaşamak zorunda bırakan korkunç bir otobüs kazası geçirir. Bir daha anne olamayan, sağ bacağı kesilen ve 32 kez ameliyat olan Kahlo, ömrünün geri kalanında vücudunda dinmeyen acılarla yaşamak zorunda kalır. Kendini resim sanatına veren ve sık sık yatağının tavanında yer alan aynaya bakarak kendi oto portrelerini çizmeye başlayan Frida, ‘’kendi gerçekliğimi çiziyorum’’derken, resimleri korkusuz ve cesurcadır. Kocası Diego Rivera, Frida’nın sanatını ‘’dayanıklılık ve gerçeğin, gerçekliğin, zulmün ve acıların kadınsı niteliklerini yücelten resimler’’ olarak tanımlamıştır. 

 

Rosa Parks

 

‘’Özgür olmak isteyen biri olarak hatırlanmak istiyorum… bu yüzden diğer insanlar da özgür olacak’’ diyen Rosa Parks, bugün hala tarihe yön veren kadınlar arasında Amerika’da yaşayan Afro-Amerikan kökenli siyahilerin simgesi ve dünyaya başkaldırışı ve cesareti ile örnek olan bir kadındır. 

 

1955’te, 42 yaşında Montgomery’de terzi olan Rosa Parks, kendi sözleriyle ‘’tek yaptığım, işten eve dönmeye çalışmaktı’’ dese de, gerçekte çok daha fazlasını yaptığı ABD’deki sivil haklar hareketi için bir gecede rol model oldu. O yıllarda belediye otobüslerinde sadece beyaz vatandaşlar önde oturabiliyor ve siyah kadınlar ile erkekler arkada oturmak zorunda kalıyordu. 1 Aralık günü, beyaz bölümde yer kalmayınca şöförün 4 siyahi yolcuya ayakta durmasını ve beyaz adama yer vermesini söylemesi ile Rosa Parks, bunu yapmayarak oturmaya devam etmiş, daha sonra tutuklanmış ve Amerika’da bir protesto dalgası yaratmıştır. Irk ayrımcılığını korkusuzca reddetmesi onu sivil halkların ilk kadın temsilcisi yaptı ve tutuklandığı gün, günümüzde bile her yıl Rosa Parks Günü olarak kutlanmaktadır. 

 

Tarihe ilham veren kadınlar arasında birkaç isimi de unutmamak da fayda var:

 

  • Sappho, bilinen ilk kadın yazarlardan biridir. M.Ö. 570 civarında yaşayan Sappho’nun yazdığı şiirlerin çoğu kayboldu, ancak Platon onun için ''zamanının büyük 10 şairinden biridir'' diyerek kayıtlara geçmesini sağladı.
  • John of Arc, Fransa’nın koruyucuğu azizi olarak bilinir. İngilizlerin işgaline karşı sadece 17 yaşında Fransız isyanına ilham veren ve yagılanarak idam edilene kadar cesaretini koruyan kadın oldu. 
  • Sojourner Truth, Afro-Amerikalı kölelik ve kadın hakları kampanyacısı olarak bilinen, bir köle kampından kaçarak özgürlüğüne kavuşan ve 1828’de bir beyaz erkeğe açtığı davayı kazanan ilk siyahi kadın olmuştur. ‘’Ben kadın değil miyim?’’ diyerek tüm dünya kadınlarının eşit olduğunu açık bir dille anlatmıştır.
  • Helen Keller, hem kör hem de sağır olarak dünyaya gelmiş ve 1900’lü yıllarda sadece Amerika’da değil, bugün dünyanın her ülkesinde işitme ve görme engelli insanların hakları için mücadele eden bir kadın olarak anılmaya devam etmektedir. 
  • Simone de Beauvoir, Fransız yazarın İkinci Cinsiyet adlı kitabı, topluma ve tarihe egemen olan cinsiyetçilik geleneklerini tasvir ederken, feminist hareket için öncü bir kitaptı. 
  • Rahibe Teresa, hayatını yoksul ve evsizlerin hizmetine adayan ikonik bir figürdür. Kalküta’da binlerce hastaya ve ölmekte olan kişiye şahsen bakan ve iyileştiren Rahibe Teresa, 1979’da Nobel Barış Ödülü aldı.
  • Indira Gandhi, Hindistan’ın bugüne kadar ki, ilk kadın başbakanıdır. Siyasi dayanıklılığı ve cesareti ile anılan Gandhi, kendi korumaları tarafından öldürülmüştür.
  • Benazir Butto, müslüman bir ülkenin ilk kadın başbakanı oldu. Pakistan’ı diktatörlükten demokrasiye taşıdı, yaşamı boyunca kadınlara ve yoksullara yardım etti. Ancak 2007 yılında bir suikaste kurban gitti. 
  • Florence Nightingale, Kırım Savaşı’nda hizmet veren İngiliz bir hemşiredir. Hemşirelik mesleğine bakışı değiştiren, yaralı askerlerin tedavisine gece gündüz demeden kendini adayan Florence, geceleri askerlerin arasında lambasıyla dolaşarak onlara yardımcı olmaya çalışan ''lambalı kadın'' olarak ikonik bir figür haline gelmiştir. 
  • Katharine Hepburn, 20.yüzyıl sinemasının ikonik bir diğer figürü olan güzel yıldız, zamanının aktörlerinin arasında 4 Oscar Ödülü ve 12 adaylığı ile bir kadın olarak neler başarılabileceğini göstermiştir. O zamanının normlarına uymayan alışılmadık yaşam tarzı ve kadınların toplumsal beklentilerine karşı çıkışı ile bilinen Hepburn, pantolon giyen, atletik yapılı ve açık sözlülüğü ile modern ve bağımsız kadınların toplumda yer almasında rol model olmuştur. 
  • Sabiha Gökçen, Türkiye'nin ilk kadın pilotu olmakla beraber, biz onu en çok da Atatürk'ün manevi kızı olarak tanıyoruz. Ancak Gökçen'in bir diğer başarısı ise dünyanın ilk kadın savaş uçağı pilotu olmasıdır.